E-commerce2026-01-22

E-ticaret Altyapısı Seçimi: Hazır Sistemler mi, Özel Yazılım mı?

Son 6 ayda danışmanlık verdiğim 4 farklı girişimin ortak sorusu şuydu: Shopify mi, WooCommerce mi, yoksa sıfırdan mı yazalım? Cevap sandığınızdan daha karmaşık.

E-ticaret Altyapılarını Masaya Yatırıyoruz

Son 6 ayda tam 4 farklı e-ticaret girişimi için teknik danışmanlık verdim. Bu toplantıların hepsinde, istisnasız olarak masaya gelen ilk soru aynıydı: "Hocam, Shopify mi kullanalım, WooCommerce ile mi başlayalım, yoksa bize özel sıfırdan bir şey mi yazalım?"

Bu sorunun cevabı ne yazık ki "Şunu seçin, rahat edin" kadar basit değil. Çünkü bu karar sadece bir teknoloji tercihi değil, aynı zamanda operasyonel ve finansal bir strateji meselesi. Yazılım dünyasında yıllarını harcamış biri olarak, bu konuyu teknik terimlere boğmadan, gerçek hayat tecrübeleriyle anlatmak istiyorum.

Eğer şu an benzer bir yol ayrımındaysanız, okumaya devam edin. Belki de sizi büyük bir masraftan veya gelecekteki bir krizden kurtarabilirim.

Bölüm 1: Hazır Platformların Cazibesi ve Görünmeyen Duvarlar

Shopify, Ticimax, İdeasoft veya WooCommerce... Hepsinin en büyük vaadi hız. "Kredi kartını gir, temayı seç, ürünleri yükle ve satışa başla." Kulağa harika geliyor, değil mi? Gerçekten de pazarın büyük bir kısmı için bu vaat geçerli ve yeterli.

Ancak, madalyonun diğer yüzünde işler her zaman bu kadar toz pembe gitmiyor. Hazır platformların en büyük avantajı olan "standartlaşma", işler büyüdüğünde en büyük dezavantajınız haline gelebiliyor.

İlk 6 ay her şey yolunda gider. Satışlar başlar, kargolar çıkar. Derken, işletmeniz büyür ve özel ihtiyaçlarınız ortaya çıkar. "B2B müşterilerimiz için sepette özel bir iskonto kuralı tanımlayalım" dersiniz, platform size "Bunu yapamam, şu $29 dolarlık eklentiyi al" der. "Depo yazılımımızla anlık stok eşitleyelim" dersiniz, API limitlerine takılırsınız. "Checkout sayfasında şu adımı kaldıralım, dönüşüm oranımızı düşürüyor" dersiniz, kaynak kod kapalı olduğu için eliniz kolunuz bağlanır.

Özellikle Türkiye pazarında, Trendyol ve Hepsiburada gibi dev pazaryerleriyle entegrasyon konusu başlı başına bir macera. Hazır sistemlerin sunduğu entegrasyonlar genellikle "olduğu kadar" çalışır. Stoklarınız anlık güncellenmez, siparişler geç düşer veya iade süreçleri kaosa döner. Bir bakmışsınız, işinizi büyütmek yerine platformun sınırlarıyla veya destek talepleriyle boğuşuyorsunuz.

Çoğu girişimin 6. aydan sonra "sıkışıp kalmasının" sebebi budur. İş modeli yazılıma uymak zorunda kalır, oysa yazılımın iş modeline uyması gerekirdi.

Bölüm 2: Custom (Özel) Geliştirme: Lüks mü, Stratejik mi?

Peki, "O zaman her şeyi sıfırdan yazalım" demek doğru mu? Her zaman değil. Özel yazılım geliştirmek ciddi bir yatırım, zaman ve bakım maliyeti demektir. "Custom yazılım pahalıdır" algısı yanlış değil, ama eksik.

Hangi durumlarda custom geliştirme mantıklı? İşte size 3 somut senaryo:

  1. Benzersiz Bir İş Modeliniz Varsa: Sadece ayakkabı satmıyorsunuz, abonelik modeliniz var, üzerine kişiselleştirme yapıyorsunuz ve bir de "eskiyi getir yeniyi götür" kampanyası yönetiyorsunuz. Hazır hiçbir sistem bu akışı kutudan çıktığı gibi desteklemez.
  2. Yüksek Hacimli Trafik ve Veri: Black Friday döneminde sitenizin çökmemesi, veritabanı optimizasyonunun tamamen sizin kontrolünüzde olmasını gerektirebilir.
  3. Çok Kanallı (Omnichannel) Yapı: Fiziksel mağazanız, mobil uygulamanız ve web siteniz tek bir beyinden yönetilmeli. Hazır sistemlerin API'leri burada genellikle yetersiz kalır.

Gelelim maliyet meselesine. İlk yıl için bakarsanız, hazır sistemler (aylık ödemelerle) çok daha ucuz görünür. Ama 3 yıllık projeksiyonda tablo değişir.

Bir müşterimden örnek vereyim (isim vermeden). Kendileri büyük bir B2B operasyonu yürütüyor. Kullandıkları hazır e-ticaret paketine ve yanındaki ekstra modüllere aylık yaklaşık 50.000 TL ödüyorlardı. Yıllık 600.000 TL. Üstelik istedikleri özelliklerin yarısı sistemde yoktu. Oturtup hesap yaptık. Yaklaşık 8 aylık bir geliştirme süreciyle, tam istedikleri gibi, kendi sunucularında çalışan, lisans ücreti olmayan bir sistem kurduk. İlk yatırım maliyeti (development eforu) yüksekti belki ama 2. yıldan itibaren sadece sunucu ve bakım maliyeti kaldı. Üstelik sistem tamamen onların mülkü oldu. "Kira ödemek" yerine "ev sahibi oldular".

Bölüm 3: Hibrit Yaklaşım (En Akıllı Yol)

Yazılım dünyasında siyah ve beyaz yoktur, griler vardır. Ve genellikle en iyi çözüm o gri alandadır. Ben buna Hibrit Yaklaşım diyorum.

Her şeyi sıfırdan yazmak zorunda değilsiniz. Tekerleği yeniden icat etmenin alemi yok. Örneğin, ödeme alma (checkout) süreci güvenlik açısından kritiktir ve zordur. Neden bunun için Shopify'ın veya iyzico'nun hazır altyapılarını/API'lerini kullanmayasınız? Veya ürün fotoğraflarını barındırmak ve optimize etmek için hazır bir CDN hizmeti (Cloudinary gibi) varken neden sunucuyla uğraşasınız?

En akıllı yol şu:

  • Ön Yüz (Frontend): Tamamen custom yazın. Müşterinin gördüğü, dokunduğu her yer (Next.js, Vue vb. ile) sizin kontrolünüzde olsun. Hızı, SEO'yu, kullanıcı deneyimini (UX) milimetrik olarak siz yönetin.
  • Arka Plan (Backend): Kritik iş mantıklarını (sipariş yönetimi, özel kampanyalar) kendi API'nizde tutun.
  • Commodity (Standart İşler): Ödeme, kargo sorgulama, SMS atma gibi standart işleri ise dışarıdan servis olarak alın.

Bir projede tam olarak bunu yaptık. Envanter yönetimi ve muhasebe için halihazırda kullandıkları bir ERP vardı. Biz sadece o ERP ile konuşan, çok şık ve hızlı bir ön yüz yazdık. Sepet ve ödeme adımında ise güvenilir bir ödeme gateway'i kullandık. Sonuç? Hem hazır sistem kadar hızlı hayata geçtik, hem de özel yazılım kadar esnek olduk.

Sonuç: Karar Ağacı

Toparlamak gerekirse, kafa karışıklığını gidermek için size 3 maddelik basit bir karar ağacı bırakıyorum:

  1. İşiniz Standart mı? (Sadece tişört satıp kargolayacağım): Hiç macera arama. Shopify veya yerli bir hazır paket al, geç. Enerjini pazarlamaya harca.
  2. Özel İhtiyaçların Var mı? (B2B, abonelik, karmaşık ürün konfigüratörü vb.): Hazır paketleri zorlama, üzülürsün. Hibrit veya tamamen özel yazılımı düşünmeye başla.
  3. Uzun Vadeli Yatırımcı mısın? (Marka benim olsun, veri benim olsun, teknoloji benim olsun): Kesinlikle kendi teknolojini geliştirmelisin. Bu bir maliyet değil, şirketinin değerlemesini artıran bir varlıktır.

Eğer hala "Benim durumum hangisine uyuyor?" diye tereddütteysen veya bu süreci yönetecek teknik bir bakış açısına ihtiyacın varsa, bir kahve eşliğinde konuşabiliriz. Doğru teknoloji seçimi, batmakla çıkmak arasındaki o ince çizgiyi belirleyebilir.

Bol kazançlı, bol trafikli günler!

İlginizi Çekebilir

👨‍💻

Yazar

Doğan Aydın

Kıdemli Yazılım Mühendisi. Karmaşık problemleri basit çözümlere dönüştürmeyi sever. Mimar, mentör ve sürekli öğrenci.